Açık Oturum: Ahlâk

Teklif

Teklif



Türker: Bismillahirrahmanirrahim. Teklif dergisinin “Ahlâk” sayısının açık oturumunu başlatıyoruz. Hepiniz hoş geldiniz. Teklif dergisinde şimdiye kadar epeyce konuyu ele aldık. Biz daha ziyade kriz alanlarına, sorunlu olan alanlara değiniyoruz. Ahlâk meselesi de içinde yaşadığımız dönemin en sorunlu meselelerinden biri. Eski dünyada metafiziğin ve kelamın temelini oluşturduğu bir alan olarak ahlâk, modern dönemde daha ziyade kendisini ahlâktan ayırmaya çalışan bilgi teorisinin zemininde oluşma gibi bir bunalım yaşıyor. Bu durum, ahlâkla ilgili pek çok sorunu da beraberinde getiriyor. Önce metafiziğin etkisini yitirmesi, ardından değerlerin göreceli olduğu kabulünün yaygınlaşması, “iyi nedir?” sorusuna verilen cevapları zayıflattı ve “niçin ahlâklı olmalıyım?” sorusunu geçmişte olduğundan daha farklı bir şekilde gündemimize taşıdı. Soru, adeta bir cevabı olduğu inancıyla değil; cevap verilmesinin mümkün olmadığı ön kabulüyle soruluyor. Modern dünyayı biçimlendiren gelişmeler, klasik dünyada uzun süreçlerde oluşan erdem ve erdemsizlikler skalasını altüst etti. Karşılıklı ilişkiye muhtaç varlıklar olarak insanlar, tabii ki birtakım kurallara bağlı olmak zorundalar ama bu kurallar, bağlayıcılıklarını birtakım erdemleri tahakkuk ettirmelerinden değil; ilişkilerimizin kaçınılmazlığından alıyor görünüyorlar. İlk bakışta fiziksel dünyanın bir parçası olarak tahakkuk eden eylemlerimizin nasıl olup da ahlâken değer yüklü olduğu sorusu tekrar tekrar gündemimize geliyor. Aslında uzunca bir sorular ve sorunlar skalası oluşturmak mümkün ama şuradan başlayalım istiyorum: Ahlâk meselesini biz niye konuşuyoruz? Biz niçin Teklif’te “ahlâk” diye bir meseleyi problem ediniyoruz?  Bunu cevaplayıp ardından kademe kademe diğer meselelere geçelim. Buyrun Tahsin hocam.

Görgün: Ahlâk konusu, insana özgü bir mesele. Zaman zaman söylediğim gibi, kedilerin bir ahlâkı yok; onların bir ahlâka ihtiyacı da yok. Ahlâk; insana özgü olması, insanın özünün ahlâkı iktiza etmesi ile alakalıdır. İnsan olmak ile ahlâk, birbirinin mütelazımıdır. Çünkü sadece insanın ahlâkından bahsedilebilir. Ama işin ilginç olan tarafı, hümanizmin belirleyici olduğu ve insanın çokça yükseltildiğinin iddia edildiği modern dünyada ahlâkla irtibatı koparmak, ilerleme ve gelişmenin ön şartı gibi algılanıyor, takdim ediliyor. Ama aynı zamanda ahlâkla irtibatını koparmamış olan toplumlar veya sistemlerin yeterince gelişmiş olmadığı gibi söylemler, açık veya örtülü bir şekilde varsayılıyor. Diyelim ki bilim alanı söz konusu olduğunda bilimin bir şekilde ahlâkla irtibatının kurulması, bilimsel gelişmenin önünde bir engel olarak görülüyor. Hukukun ahlâkla irtibatlandırılması, hukukun sanki mahiyetiyle çelişen bir durummuş gibi, önünde bir engel olarak görünüyor.

Türker: Modernleşmenin önünde bir engel gibi görülüyor.




Makalenin devamını okumak için Abone Olun