Ahlâkı Hevâya Teslim Etmek: Emotivizme Eleştirel Bir Yaklaşım

Rumeysa Toklu

Rumeysa Toklu



Hevâsını Kendisine İlah edineni gördün mü?

Ona sen mi vekil olacaksın?

—Furkan Suresi, 43

 

“Nesnelliğin, gündelik hayatın her alanında şüphe götürdüğü, bireyciliğin ve izafiyetçiliğin hâkim olduğu bir çağda nesnel ahlâkî değerleri takip etmeyi sürdürebilir miyiz?” sorusu, cevaplanması mühim fakat bir o kadar da çetrefilli bir sorudur. Şayet nesnel ahlâkî değerlerden söz edemeyeceğimiz bir çağda yaşıyorsak bu, eylemlerimizi sınırlandıracak ve insanı aşan herhangi bir unsurdan söz edemeyeceğimiz anlamına gelir. İnsanı aşan herhangi bir unsura başvuramamak, ahlâkî tercihlerimizin öznel ve keyfî bir temele dayanmasını beraberinde getirir. Bu durum, insanların eylemlerini kayıtsızlık temelinde gerçekleştirmesine sebep olur. Kayıtsızlık, insanın her türlü kısıtlamadan muaf olması ve keyfilik üzerine hareket etmesi mânâsına gelir. Ahlâkın kayıtsızlıkla kayıtlanması; ortak bir yaşam kurmayı güçleştirme, sorumluluk duygusunu ortadan kaldırma gibi pek çok semptom gösterir, ancak buradaki temel sorun kayıtsızlıkla kayıtlanan insanın insan kalıp kalamayacağıdır.

Ahlâkı kayıtsızlıkla kayıtlayan bir yaklaşım olarak emotivizm; insanın hoşuna giden eylemlerin iyi, hoşuna gitmeyen eylemlerin ise kötü olduğunu iddia eder. Bir eylemin ahlâkîliğini belirleyen kriterin, hoşlanma–hoşlanmama olması ahlâkî tercihlerle estetik tercihler arasında bir ayrım yapamayacağımız anlamına gelir. 




Makalenin devamını okumak için Abone Olun