Etik ve Medya Gücü

Oktay Taftalı

Oktay Taftalı



Canlı varlığın canlılık durumunu sürdürme iradesi, onun aynı zamanda bir eylem varlığı olmasını mümkün kılmıştır. Tek hücrelilerden tutun yaşam gereksinimlerini temin amacıyla köklerini toprağın derinliklerine, yapraklarını güneş ışıklarına salan bitkilere dek tüm canlılar, bir eylem; bir eyleme halindedirler. Fakat eyleyen tüm canlılar arasında bugün bilebildiğimiz kadarıyla sadece insan, kendi eylemi üzerinde düşünmekte, onu soyutlayarak kavramsallaştırmakta ve başta dil varlığı olmak üzere çeşitli simge ve semboller aracılığıyla düşüncesini ifade edebilmektedir. İnsanın bu yeteneği, kendi düşüncesini yine kendi düşüncesinin objesine dönüştürebilmesini, bir başka deyişle; düşünce üzerine düşünebilmesini de içeriyor. Dolayısıyla bu yeti, onun yakın çağlarda kendisini evrenin merkezinde görmesine imkân tanıyan gelişmelerden biridir. 

Düşünce tarihi açısından Thales’den önce veya doğa felsefesi öncesi döneme logosun değil de mitosun hâkim olduğu varsayılır. İlk kez Thales’le birlikte en yüksek soyutlama olan “varlık” hakkında düşünmeye başlandığı ve Parmenides’in “varolan ya da varolmayan” (on he on / ὂν ἢ ὂν) sorusuyla bu kapsamın genişlediği, kabul görür. Ancak genel kapsamda düşünen şey ya da düşüncenin kaynağı, Antik Çağ’da “nous” ya da “logos”dur. Orta çağlarda ise logos, Hıristiyanlık öğretisi doğrultusunda yaratıcılık vasfı kazanmış tanrısal aklı temsil eder.




Makalenin devamını okumak için Abone Olun